Tuhaf bir Hikaye -2-

Aylin her zamanki gibi işe gitmek üzere yola çıkmıştı. Çok erkendi. Yol da çok uzundu. Otobüse binmek yerine, bir süredir yaptığı gibi, arabasına atlayıp yola çıktı. Trafik oldukça yoğundu. Radyoyu açtı. Telefonunu arabanın bluetooth una bağladı. Eski müzikleri açtı, hani o 80'lerin 90'ların müziklerini çalan radyolardan birine bağlandı. Keyfi yerine gelmişti. İşini çok seviyordu. Bir an önce varıp, işe koyulmak istiyordu.


Yolda tadilat vardı. Metro inşaatı başlayalı çok olmuştu. Zaten yoğun olan trafik, işe gidiş ve çıkış saatlerinde katlanılmaz bir çileye dönüşmüştü. Pencereyi açıp, soğuk rüzgarı yüzünde hissetti. Rüzgar yüzüne vurdukça canlanıyor, kendine geliyordu. "Belli, güzel bir gün olacak" diye düşündü.


Birden yan şeritte beliren bir taksi kornaya basmaya başladı. Aylin ne olduğunu anlamadı. Bu kızgın adam neden kornaya basıyor diye kafasını çevirip baktı. Sarı taksiyi kullanan adamın kendisine bağırdığını fark etti. Afalladı. Adamı anlamaya çalıştı. Trafik çok yoğundu. Metro inşaatının olduğu yerdeydiler. Yaklaşık üç dört kilometredir bu trafikteydi. Bu adamın yolunu kesmiş, ya da onu yavaşlatmış olamazdı.


Adam el kol hareketi yapmaya başladı. "Çek kenara" diye hırsla bağırıyordu. Hayır, tabi ki arabayı kenara çekip durmayacaktı. Etraftaki insanlara baktı. Kimse ilgilenmiyordu. Mutsuz ve yorgun yüzler sanki bambaşka bir dünyadaydı da ne bağırıp çağıran bu adamın, ne de korkmuş bu kadının farkındaydılar. Aylin gerçekten korkmuştu. Adam hiç durmuyor, sürekli bağırıyor, el kol hareketleri yaparak sürekli "Kenara çek!" diyordu. Bir ara arabada bir sorun mu var da bu adam beni uyarmaya çalışıyor diye aynalara baktı, kapıları kontrol etti ama yoktu her şey normal görünüyordu. Tam adamın durup, arabaya geleceğini düşündüğünde, kapıların kilitlerini kontrol etti. Bir eliyle hızlıca ağzı her zaman açık olan çantasından telefonunu çıkardı. Adam gitmiyordu. Yan şeritten böğürürcesine bağırıyor, Aylin'in dehşete düşmesine sebep oluyordu.


Metro inşaatının olduğu yeri geçtiklerinde trafik bir hayli rahatladı. Aylin arabayı daha hızlı kullanmaya başladı. Ama hayır, adam giderek hiddetleniyordu. Yan koltuğun camını açtı ve "Ne oluyor?" diye seslendi adama. Adam hiddetli bir şekilde kenara çek diye bağırmaktan başka bir şey yapmıyordu. Aylin'in bir önüne, bir sağına bir soluna geçiyor, hızlı bir şekilde yolda makaslar atıyordu. Esmer bir adamdı. Simsiyah, kıvırcık kısa saçları vardı. İri kıyım bir adam olduğu belliydi. Yüzünün yarısından çoğunu kaplamış sakalları onu daha da korkunç bir görünüşe sokuyor, hiddetle bağırırken vahşi bir hayvana benziyordu.


Aylin hemen polisi aradı ve durumu anlattı. Plakaları verdi. Polis dikkatle sürmeye devam etmesini ve kendisine hemen yardım edileceğini söyledi. Bu şekilde bir süre daha yol aldılar. Hatta iki kez kaza yapma noktasına geldiler. Aylin artık sıkışmış, ne yapacağını bilmez halde dehşete düşmüştü. İki kez daha polisi aradı ama ne geriye arayan oldu, ne de yardıma gelen biri.


Şile'deydi iş yeri. Uzun bir yolu vardı. Şile'ye girişteki kavşakta genelde jandarma olurdu ama birazdan yol iyice boşalacak, bu adamla yalnız kalacaktı. Ürperdi. Yan koltuğun camını sonuna kadar açtı. Arabadaki ses düğmesini sonuna kadar açıp polisi aradı. Taksi şoförü de camını kapamamış aynı hızda, yan şeritte kenara çekmesini isteyerek yola devam ediyordu. Sonunda polise bağlandı. Sesini en yüksek perdeden ayarlayarak, elindeki telefonu da adama göstererek "Memur bey xx plakalı taksi beni yolda taciz ediyor, kenara çekmemi istiyor, kaza yapmak üzereyim, lütfen yardım edin" diye bağırdı." Arabanın radyosundan gelen polis memurunun sesi oldukça yüksekti. Adam o kadar yakınından gidiyordu ki, Aylin, bu adamın sesleri duyduğundan emindi. Aylin'in ismini, plakasını ve bulunduğu yeri tekrar sordu. Aylin iyice şaşırdı. Bu adamları üç kere daha aramıştı. Bu bilgileri üç kere daha vermişti. "Birazdan bu yolda bir bu adam, bir ben, bir de Allah kalacağız. Sizi dört kez aradım. Başıma bir şey gelirse siz sorumlusunuz" diyebildi ancak. Telefonu kapadı. Direksiyonu sıkıca kavradı ve hız yapmaya başladı. Hızlı düşünmeliydi. Başka kimi arayabilir? Ne yapabilirdi? Derken taksi şoförünün yan yola döndüğünü fark etti. Tehlike gitmişti. Ancak Aylin birden yüksek sesle ağlamaya başladı.


Şile kavşağına geldiğinde jandarmayı gördü ve sağa çekti. Kendini durduramıyor sürekli ağlıyordu. Kim olduğunu bilmediği biri tarafından, nedenini bilmeden kilometrelerce taciz edilmişti. Arabanın yanına gelen ve meraklı gözlerle bakan genç bir jandarma başından geçenleri anlattı. Jandarma mavi minibüsten kolonya getirip Aylin'in sakinleşmesini bekledi. Hepsi buydu. Sağ olsun Aylin'in başına gelenlere üzülmüştü. Belli, bir şey yapmayacaktı. Aylin arabayı sürüp, oradan uzaklaştı.


Olanları unutup güne odaklanmaya çalışıyordu. Bir arkadaşı ile telefonda konuşup sabah başına gelenleri anlattı. Arkadaşı, internetten bakarak plakanın kime ait olduğunu bulabileceklerini söylediğinden taksi plakasını ona yazdırdı.


Ertesi gün arkadaşı aradı. Taksi ile ilgili internette kayda değer bir şey bulamadığını ancak dün kızıyla bir taksiye bindiğini, taksi şoförüne Aylin'in başına gelenleri anlattığını, hatta plakayı arabasına bindiği taksi şoförüne söylediğini, adamın plakayı tanıdığını ve bu ikisinin aynı durakta çalıştıklarını bir çırpıda anlattı. Meğer aynı durakta çalışan bu iki adam kavgalıymış. Aylin, eğer taksi durağına gidip, kendisini bu adamın kuzeni gibi tanıtıp, başından geçenleri anlatırsa, patronun o adamı işten kovacağını söyledi. Taksi şoförü ile iş birliği yapabileceklerini anlattı. Aylin donmuştu. Arkadaşı iyilik yapmaya çalışıyordu. Ancak o adama artık Aylin'in her gün bu yolu aynı saatlerde gittiğini, Şile'de çalıştığını söylemiş, hatta adını bile vermişti. Korktu. Olay büyür de adam işten kovulursa, bu sefer başının gerçekten belaya gireceğini düşünerek "Sen plakayı yanlış aldığını söyle. Ben vaz geçtim" dedi. Olayın o boyutlara taşınmasını istemediğini söyledi.


Telefonu kapattığında arkasına yaslandı. "Dünya gerçekten küçük, İstanbul da vahşi küçücük bir köy!" dedi kendi kendine.

17 görüntüleme1 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Tuhaf bir hikaye 5

Aylin evde yalnız. Hava kararmış. Vizeler var, ders çalışıyor. Daha doğrusu ders çalışmaya çalışıyor ama aklını bir türlü veremiyordu. Ergenliğini bu kadar ağır yaşarken önündeki vizeler, finaller pek

Tuhaf bir hikaye 4

Büyük bir otelin resepsiyonunda çalışıyordu. Küçük yaşta başlamıştı bu işe. Yazları harçlığını çıkarıyordu. Büyüdüğünde de devam etti. Çünkü her zaman paraya ihtiyacı oluyordu. Çalışmadığı zaman sıkı

Tuhaf bir hikaye 3

Can sıkıcı, çok can sıkıcı diye söyleniyor, sürekli iç geçiriyordu. Bana gelse hemen ölürüm diye söyleniyordu sürekli. Gezmeyi çok seviyordu. Yaşı bir hayli yüksekti. Zaten sayılı günlerim kalmış diyo

 

Abonelik Formu

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Facebook

©2020, İşte ben! tarafından Wix.com ile kurulmuştur.