Tuhaf bir hikaye 5

Aylin evde yalnız. Hava kararmış. Vizeler var, ders çalışıyor. Daha doğrusu ders çalışmaya çalışıyor ama aklını bir türlü veremiyordu. Ergenliğini bu kadar ağır yaşarken önündeki vizeler, finaller pek umurunda değildi. Lambayı açmaya bile mecali yoktu. Yorgunluktan değil tabii. Evde oturmaktan sıkılıyordu. Evin önünden geçen arabaların seslerini dinliyordu. Evi cadde üstündeydi. Üniversiteyi kazanır kazanmaz babası tutmuştu bu evi. Başına da rahat dursun diye abisini koymuştu. Oysaki durumdan kimse memnun değildi. Abisi sadece yurt hayatını bırakmak zorunda kalmamış, üstüne de kız kardeşi ile evi paylaşmak zorunda kalmıştı ve bu onu çok kızdırıyordu. Yalnız bırakmamak için geceleri evde kalmak zorunda hissediyordu kendini. Aylin de zaten yurtta kalmak istiyordu. Daha özgür olabilirdi. Ama öyle değildi işte. Abisi vardı. Hem de her an nerden çıkacağı belli olmayan abisi.


Bir gün üniversitedeki arkadaşlarının ısrarı üzerine deniz kıyısında bir kafeye gidip bira içmek zorunda kalmıştı. Öyle yanlış anlaşılmasın, İstemediğinden değil. Abisinden korktuğundan. Arkadaşları ona "Kızım burası sizin köy değil, koca şehir, nerden bulacak seni abin" dediyseler de Aylin korkarak birasını içerken sağ omuzunun birden ağırlaştığını, hata acımaya başladığını hissetti. Omuzunu sıkan, canını acıtarak sıkan bir el hissetmişti birden. "Ne yapıyorsun bakalım sen buralarda?" dedi abisi oturduk tan daha yarım saat geçmemişken. "Hadi bakalım, evde görüşürüz" dediğinde, artık sadece Aylin değil, arkadaşları da korkuyordu abisinden. Artık onlar da tanışmışlardı Ayhan'la. Onlar da artık Ayhan'ın kız kardeşiydi.


Dışarı çıksa kesin yakalanırdı yine. Daha ilk senesiydi. Daha sonraları abisini atlatmanın yollarını bulmuştu ama arada yine yakalanıyor, bir güzel dayak yiyordu. Dönek kanepenin (çekyatın) üzerinde oturmuştu. Hava iyice kararmış, dışarıdaki arabaların farları, sokak lambaları yanmış, ışıklar evin içine süzülmeye başlamıştı bile . Televizyon da ilgisini çekmiyordu. Elinde okumak zorunda olduğu kitaba baktı. Karıncaların hayatı ile ilgili belgesel niteliğinde bir kitaptı. Kim seçmişti ki bu kitabı? Ders çalışmak istese bile, bu kitaba odaklanmak çok zordu. Ayşin ne yapıyordu acaba? Kesin eğleniyorlardır diye düşündü ama sonra güldü kendi kendine. Yok be, dedi o daha evdedir, çıkamamıştır. Çok yavaştı Ayşin. Yavaşlığı ile ün salmıştı hatta kampüste. Mesela bir yerde inşaat var bir türlü bitmiyor, kesin buradan Ayşin geçmiştir derlerdi. Çok uysal ve mutlu bir kızdı. O da eğlenirdi arkadaşlarının yaptığı bu şakalarla.


Aniden telefon çaldı. Telefonları eski modeldi. Öyle üzerine bakınca numara falan çıkmazdı. Hani şu parmaklarını deliklere sokup uzun uzun çevrilen telefonlardandı. Kalktı açtı. Yine aynı adam. Yine sarhoş. Israrla arıyordu Nihal'i. Evet, evet Nihal'i arıyordu aslında. Aylin'e her gece ısrarla, neden artık onunla görüşmediğini soruyordu. Aylin'de ısrarla ona yanlış numarayı aradığını, orada öyle biri yaşamadığını anlatıyor ama nafile, adam o kadar sarhoş oluyordu ki aradığında Aylin'in dediklerini anlamıyordu bile. Bir gün, Aylin adama yanlış numarayı aradığını anlatmaya çalışırken adamın karşı tarafta horlamaya başladığını bile duydu. Yine oydu.


-Ben Murat. Ne yapıyorsun?

-.......

- Konuşsana Nihal! Bak beni kızdırıyorsun yine. Beni unutmadın değil mi, sevgilim?

- Bakın beyefen....

- Bak o p..... kocan yanında diye konuşamıyorsun benimle biliyorum ama bak, evi değiştirmen önemli değil. Ben adresi bulurum. Bulacağım da. Gelip ona göstereceğim kim olduğumu.

- Anlamıyorsunuz. Defalarca söyledim. Ben Nihal değilim ve ...

- Sen anlamıyorsun. Senin yüzünden ben boşandım. Çocuğumu bile göremiyorum. Beni böyle terk edemezsin, anladın mı?

- Artık rahatsız oluyorum. Bir daha ararsanız sizi polise şikayet edeceğim.

- Et! Etmezsen en adisin!. Ben de edeceğim. Bu kadın, benim evimi yıktı hayatımı kararttı diyeceğim.

-Offf!

Kapattı Aylin telefonu. Acımadı içi. Oh olsun sana dedi içinden. Yetti artık ya demeye kalmadan telefon tekrar çaldı. Uzun uzun çaldı telefon ama açmadı Aylin. O gece aralıklarla telefonu uzun uzun çaldı yine. Açamadı. Kapının sesi duyuldu. Ayhan belirdi antrede. "Yiyecek bir şey var mı?" dedi alelacele. "Yok" dedi Aylin. "Bir şey almadık ki."

"Tamam o zaman, ben üstümü değiştirip çıkıyorum" dedi Ayhan. Odasına gitti. O sırada telefon çalmaya başladı yine. O kadar çok çaldı ki Aylin ne yapacağını bilemedi. Ayhan çıktı odadan. Elinde sigarası, cüzdanı, arabanın anahtarı ve kaşkolü. -- Geç gelirim ben. Dışarı çıkma. Niye açmıyorsun telefonu?

Aylin korkuyla bir çırpıda anlattı telefonu çaldıranı. Ayhan telefonu açtı. "Buyur "dedi. bir sessizlik. Biraz uzun bir sessizlikten sonra, "Tamam o....ç..... Gerek yok. Ben sana adresi vereyim, sen gel, tanışalım" dedi ve adresi söyleyip telefonu kapadı. "Ne yaptın sen? Ya adam gelirse, ne yaparım ben?" diye sordu korkarak. "Sorun yok, ben buradayım" dedi abisi ama yarım saat bekledikten sonra "Gelmez bu adam. Kapıyı kilitle yat. Benim acelem var". dedi ve çıktı.


Aylin çok kızmıştı. "Gerçekten mi?" dedi kendi kendine. Gerçekten vermişti adresi. Korkmuştu. Kapıları kilitledi. perdeleri kapadı ve mutfağa gidip yanına bir bıçak alıp yatağın içine girdi. Bir süre uyuyamadı ama sonra yorgun düştü ve uyuya kaldı.


Adam gelmemiş bir daha da aramamıştı. Aradan aylar geçmesine rağmen bazen Murat'ı düşünüyor, telefonların bıçak gibi kesilmesine bir anlam veremiyordu. Bir sabah telefon çaldı. Karşıda bir kadın Nihal Hanımı sordu. Sonra da kendisine nasıl ulaşabileceğini sordu. Bilmiyordu Aylin. Kapattı telefonu. Ama telefon susmuyordu bir türlü. Arayanlardan Nihal Hanımın kocasının vefat ettiğini öğrendi. Aylin bu eve taşındığında ona bu numarayı vermişlerdi. Öyle mi oluyor diye düşündü. Telefon alınca birinin kapattığı telefon numarasını başkalarına mı veriyorlardı? Bilemedi. Okula gitti. Dersler, arkadaşlar her şey çok güzeldi. Bahar gelmişti ve havanın güzel kokusu vardı. Zaten kampüs hayalinin ötesinde bir yerdi. Her yer yemyeşil olmuştu. Oldukça büyük bir kampüstü ve abisinin üniversitesinden oldukça uzak bir yerdeydi.


Akşam eve döndü. Hemen kitapları eline aldı çünkü durumu pek parlak değildi. Bu seneyi bir kayıp gibi görünüyordu. Ailesine ne diyeceğini pek bilmiyordu. Bir sürü dersten kalacaktı. Bir kaç dersi kurtarabilsem iyi diye düşünerek masaya oturdu ve çalışmaya başladı. Hemen arkasındaki telefon çaldı. Dönüp salonun mutfağa açılan penceresinin kenarında bulunan kırmızı telefonun ahizesini kaldırdı. "Merhaba" dedi enerjik ve heyecanlı bir ses. "Merhaba" dedi Aylin. Kadın, "Adım Nihal" dedi. "Bakın, eşimi kaybettim ve bu numara bize aitti. Taziye için arayanlar vardır. Numaramı verebilir misiniz?" dedi. "Tabi" dedi Aylin. Kalemi elindeydi. Çabucak karaladı numarayı notlarının yanına. "Beni arayan herkese verebilirsiniz" dedi. Aylin anladı. "Herkese mi?" "Evet, herkese" dedi Nihal. "Tamam o zaman ama ya bir daha aramazsa? Siz arasanız?" "Taşınmış buradan" dedi kadın "Ulaşamıyorum" Sesi düşmüştü. Şimdi eşi ölmüş bir kadının ses ton ile konuşuyordu.


Telefonu kapatınca bu ilişkiyi düşünmeye başladı Aylin. Keşke kadına sorsaydı, eşiniz niye öldü diye. Yok canım dedi kendi kendine. Polisiye film değildi bu. Gerçek hayatta bu kadarı da olmaz, olur muydu? Olurdu. Konu Aylin'se o da olurdu.


Adam aradı. Bu sefer sarhoş değildi ve ilk kez hava kararmadan aradı. Aylin'den özür diledi uzun uzun, belki de en kibar haliyle. Nihal'in eşinin öldüğünü duymuştu. Aylin numarayı verdi. Murat teşekkür ederek telefonu kapadı.


12 görüntüleme2 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Tuhaf bir hikaye 4

Büyük bir otelin resepsiyonunda çalışıyordu. Küçük yaşta başlamıştı bu işe. Yazları harçlığını çıkarıyordu. Büyüdüğünde de devam etti. Çünkü her zaman paraya ihtiyacı oluyordu. Çalışmadığı zaman sıkı

Tuhaf bir hikaye 3

Can sıkıcı, çok can sıkıcı diye söyleniyor, sürekli iç geçiriyordu. Bana gelse hemen ölürüm diye söyleniyordu sürekli. Gezmeyi çok seviyordu. Yaşı bir hayli yüksekti. Zaten sayılı günlerim kalmış diyo

Tuhaf bir Hikaye -2-

Aylin her zamanki gibi işe gitmek üzere yola çıkmıştı. Çok erkendi. Yol da çok uzundu. Otobüse binmek yerine, bir süredir yaptığı gibi, arabasına atlayıp yola çıktı. Trafik oldukça yoğundu. Radyoyu aç